• DOLAR
    $2.202,1000
  • EURO
    $0,7542
  • ALTIN
    $35.563,1100
  • BIST
    1,1866
Ağrılı yönetmen Tekin Girgin’in Ağrı’dan Hollywood’a başarı serüveni

Ağrılı yönetmen Tekin Girgin’in Ağrı’dan Hollywood’a başarı serüveni

“Troy The Odyssey” filminin Ağrılı yönetmeni Tekin Girgin, sinemaya karşı her zaman bir ilgisi olduğunu ancak Türkiye’deki şartların bu sektörde hayallerini gerçekleştirmek için yeterli olmadığını ve bundan dolayı Amerika’ya yerleştiğini belirtti.
Hollywood’da yönetmen koltuğuna oturabilmenin sırrını anlatan Ağrılı yönetmen Tekin Girgin, “Hollywood’da çıta çok yüksek. Oldukça yetenekli çok sayıda insan var. Boş verme şansınız yok.” Dedi.
16 yıl önce Ağrı’dan ayrılan Girgin, yıllar sonra anne ve baba hasretini gidermek ve yeni film projesi için geldiği memleketinde Ağrı’dan Hollywood’a uzanan başarı öyküsünü anlattı. Girgin, 2001’de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümüne başladığını ancak mezun olmasına kısa süre kala ani bir kararla her şeyi geride bırakıp hayallerinin peşinden ABD’ye taşındığını söyledi.
New York’ta bir süre grafik tasarımcı olarak çalıştığını ve kendisini toparlayıp şartlara adapte olduktan sonra fırsatları kovalamaya başladığını anlatan Girgin, birçok film okuluna yaptığı başvurular sonucunda ABD’nin sayılı film okullarından Santa Barbara’daki Brooks Enstitüsünden burs kazandığını ifade etti.
İlk filmi “Your Place or Mine”ın Uluslararası Santa Barbara Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Film” ödülü almasının kendisini cesaretlendirdiğini belirten Girgin, bu ödülün kariyerinde dönüm noktası olduğunu dile getirdi.
Brooks Enstitüsündeki eğitimi sırasında Hollywood’un önemli senaristlerinden Rich Cohen’den ‘Here`s Johnny’ filminin senaryosunu alan Girgin, orijinali uzun metrajlı olan filmi kısıtlı bütçe nedeniyle kısa metrajlı olarak çektiğini ve 21 dakikalık filminin beklemediği bir ilgiyle karşılaşarak 2013’te Los Angeles Film Festivali dâhil birçok festivalden ödülle döndüğünü kaydetti.
‘Siz hayallerinize ne kadar sadıksanız, hayallerinizde sizi o kadar geleceğe taşır’
Başrollerini Dylan Vox ve Lara Heller’ın paylaştığı, senaryosu Homeros’un şiirlerinden yola çıkılarak yazılmış olan “Troy The Odyssey” filminin kendisi için önemli bir yeri olduğunu kaydeden Girgin, Ağrı’dan Amerika’ya gidiş serüveni ise: “Benim gerçekten hayal edebileceğim bir şey değildi. Yani Amerika’ya gitmek. Çünkü biz küçük hayallerle büyüdük. Ama belli bir süre sonra siz o kabuğunuza sığamadığınız zaman başka hayaller ekleniyor hayatınıza. Siz büyüdükçe o hayallerde büyüyor sizinle birlikte. Çocukluğumdan beri sinema ve sanat benim için çok önemliydi. Bu hayalleri daha geliştirmek için tabi ki risk almanız ve kendinizden ödün vermeniz gerekiyor. Bende bu konuda ısrarlıyım. Bunun için liseyi ve üniversiteyi okumak için Ankara gittim. Bundan sonrada durmadım ve yurt dışına çıkmanın yollarını aradım. Siz hayallerinize ne kadar sadıksanız hayallerinizde sizi o kadar geleceğe taşır. Bende film merakı her zaman vardı. Ama ne zaman nasıl başlayacağınızı bilmiyorsunuz. Sinema çok büyük bir şey. Bir birikim istiyor. Bununda olabilmesi için belli bir yerden başlamak gerekiyor. Bende ilk başlarda nerden başlayacağımı bilmiyordum. Ama New York’ta ben grafik tasarım yapıyordum ve geçinebilmek için başka işlerde yapıyordum. Zamanla kendime ait bir kafe shop açtım ve belli bir süre sonra film okulu arayışına girdim. Böylece film okuluna girdim ve yavaş yavaş önümü görmeye başladım. İlk filmim kısa bir filmdi. Santa Barbara uluslararası film festivalinde, filmim en iyi yönetmen ve en iyi yazar ödülünü aldı. Buda benim için büyük bir cesaret oldu. Ondan sonra çok çalışmakla bu işin olacağına inandım ve gece gündüz çalıştım. Yerleştiğim Santa Barbara’da çalıştım. 2010 yılında sürekli çekim yapardım, reklam, müzik klipleri, kendi kısa filmlerimi veya başkalarının projelerini de çalışırdım. Sanat yönetmenliği, kameramanlık yaptım. İyi bir yönetmen olabilmek için setteki her şeye hakim olabilmek gerekiyor. Hayatımı değiştiren nokta ise Troy filmi oldu. Netfliks’te yer alan filmim. Çünkü Hollywood’da bir halkayı aşmanız için kendinizi yönetmen olarak çevreye tanıtmanız için uzun metrajlı film çekmeniz gerekiyor. Aynı zamanda bu filminde bir yerde bir platformda yer alması gerekiyor. Buda böyle bir şey. Ben oradaki sinema partilerini hiç kaçırmazdım. Oradaki profesyonel insanlarla iletişime geçip onlardan destek alıyordum. Sinema ile ilgili her türlü araştırmayı yaptım. Çok büyük bir uğraş oldu ve yıllar aldı. Belli bir birikimden sonra bir şey ortaya koyabiliyorsunuz. Troy The Odyssey filmi de benim için böyle bir şeydi. Çünkü çok küçük bir bütçesi vardı. Tayland’da çektik. Çekimleri 10 gün sürdü” ifadeleri ile anlattı.
‘Türk sineması şu anda çok iyi bir yerde değil’
Uzun yıllar aradan sonra memleketi Ağrı’ya dönmenin mutluluğunu yaşadığını dile getiren Girgin, Türk sineması hakkındaki düşüncelerini de şu ifadelerle dile getirdi:
“Şu an belli bir zaman sonra buraya gelmek beni oldukça mutlu etti. O yüzden çok sevinçliyim. Yeniden arkadaşlarla bir araya gelmek, aynı ortamda büyüdüğün insanlarla yeniden bir araya gelmek çok heyecan verici. Çünkü biz bu toplumun bireyleriyiz. Bu ülkenin çocuklarıyız. Biz istediğimiz zaman Amerika’ya da Avrupa’ya da gideriz. Ama istediğimiz zamanda ülkemize geliriz. Bizim amacımız kendi ülkemizde gençlere daha iyi rehber olabilmek, sinemaya Türk Sineması’na katkı sağlayabilmek. Çünkü Türk Sineması şu anda çok iyi bir yerde değil. Önemli sıkıntıları var. Hikâyelerde, teknik konularda oldukça sıkıntı var. Yıllarca bu böyle devam ediyor. Sürekli aynı şeyler tekrarlanıp duruyor. Son yıllarda da sadece festivaller için filmler çekilmeye başlandı. Bu da sinemayı yanlış bir yöne doğru götürüyor. Benim görüşüme göre Yeşil Çam’da bir temelimiz vardı. Bu temel yıkıldıktan sonra daha doğrusu Yeşil Çam bittikten sonra, Türk sineması yeni bir arayış içerisine girdi ve bu arayış sonucunda yanlış bir yola girdiğini düşünüyorum. Çünkü çok dağınık bir yapıya büründü. Çünkü Yeşil Çam’da hikayelere önem verilirdi. Yılmaz Güneyler, Ayhan Işıklar, Sadri Alışıklar bunlar artık yok. Bunların artık olmamasının nedeni de sinemanın bir temelinin olmayışı. Herkes kendine göre kurallar koymuş. Yani Türkiye’de endüstrileşmemiş bir sinema yapısı var. Hollywood’da ise bunu tam tersi bir sinema kültürü ve endüstrisi var. Yani bu işi çok teknik ve çok iyi bir psikoloji ile işliyorlar. Çok iyi eğitim veriyorlar. Teknolojiyi çok iyi kullanıyorlar. İşte Türkiye’de de bunun olabilmesi için çok iyi teknik elemanların yetişmesi gerekiyor. Bazı mantalitelerin bitmesi gerekiyor. Daha farklı düşünmemiz gerekiyor. Ben o yüzden kendimi Hollywood’da yetiştirip Türk sinemasına katkı sunmak istiyorum. Çünkü ben bir akademi üyesiyim. İnsanların yıllarca uğraşıp yapamadığı bir şeyi şu anda başarmış durumdayım. Ama elde ettiğim birikimi burada gençlerimizle paylaşmak istiyorum. Memleketime hizmet etmek istiyorum. Her zaman Ağrı’da bir film okulu kurmayı düşünüyorum. Ama bunun için büyük bir destek gerekiyor. Bu hemen olabilecek bir şey değil.”
‘Oldukça gururlu ve mutluyuz’
Uzun yıllar aradan sonra oğlu ile kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Girgin’in babası Übeyt Girgin de: “ Ben bu günü göreceğime inanmıyordum. Tekin gittiğinde artık onun yüzünü görebileceğimizi düşünmüyordum. Şimdi Allah’a şükrediyorum. Döndü ve bu Ramazan Bayramını da bizimle geçiriyor. Oldukça sevinçli ve mutluyuz. Güzel çalışmaları var. Bu yüzden oldukça gururlu ve mutluyuz” ifadelerini kullandı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?